|
Forum Patronu
Üye Grubu : Vip Özel Üye
Yaş : 30
Cinsiyet : 
Nerden : Tatanga City
Kayıt Tarihi : 21 Ocak 2008, 21:35:50
Üye No : 5
Mesaj Sayısı : 4617
Rep Gücü : 18640
Kişisel Mesaj : Filiz ♥ Serkan..
Offline
|
 |
« : 10 Mayıs 2008, 23:50:13 » |
|
Esrarengiz Otel
Güneyin en ücra köşelerinde bir yer arıyorum. Yerin, göğün, denizin birleştiği yer. Yaşamımı böyle bir yerde sürdürmek için bu yolculuğa çıktım. Günlerdir yollardayım. Kullandığım araç çok eski, param yok denecek kadar az ve benzinimde bitmek üzere. En yakın kasaba 5 km. ileride diyor elimdeki harita. İçimden dua etmeye başladım. Benzin o kasabaya kadar yetmek zorunda. Bilmediğiniz bir bölge, tanımadığınız insanlar, burada yalnız olmak savunmasız olmak kolay bir iş değil. En azından cesaret istiyor. Ama aramızda kalsın ben ödlek herifin tekiyim. Yani bu çocukluğumdan buna yana böleydi. Dürüstlüğüm kadar keşke birazda cesaretim olsaydı. Ben bunları sizle paylaşırken tepenin ardından ışıklar yansıyordu. Sanırım kasabaya iyice yaklaşmıştım. Evet, işte kasabanın tabelası göründü. Benzinim yettiği için aracıma minnettarım. Ama kasabanın içinde bir benzin istasyonu görünmüyordu. Kasaba bakımsızdı. Burada bir otel bulabileceğimden de şüpheliydim. Belki de en iyisi araçta sabahlamaktı. Hem beleş hem sessiz tamam biraz konforsuz olabilir. Ama şimdiye kadar otellerin kaz tüyünden yumuşak yataklarında mı uyudum sanki. En son kaldığım motel yüzünden her yanım yara içinde. O motelde insandan çok tahtakurusu kalıyordu. Ama artık karar verme vaktiydi. Araçtan indim. Kasabanın sokaklarında yürümeye başladım. Çok sessizdi. Sanki terk edilmişti. Ellerinde alışveriş poşetleriyle yaşlı bir adam bana doğru yaklaşıyordu. Sanırım buranın son sakiniydi. Yanından başı eğik bir şekilde geçip gitti. Aslında onu durdurmam gerekiyordu. Belki de bu kasaba da konuşa bileceğim tek canlıydı. Neyse ki ileride ışıklar çoğalıyordu. Biraz daha ilerledim. Müzik sesleri geliyordu. Sese doğru yürüdüm. Burası bir diskoydu. Biliyorum bana da şaşırtıcı geldi. İnsanın zor bulunduğu bir kasaba bangır bangır müziklerin çalındığı bir disko vardı. İçeriye baksam iyi olacak. Belki de bakmamalıyım. Diskolar hayırlı yerler olsalar karanlık olmazlardı değil mi? Hadi ödlek son bir cesaret ve içerideyim. Vah canına bütün kasaba buradaymış. Dekse doğru ilerledim. Barmen diyecektim ki, Barmenin olmadığını fark ettim. Disko da erkek olarak sadece iki garson vardı. Bu disko sanırım bayanlara özeldi. Yâda bu gece diskoyu bayanlar kapatmıştı. Aslında bunlar umurumda değildi. Sadece bir uyuyabileceğim bir yatak istiyordum. Garson genci çağırdım. Bu kasaba da otel var mı? Diye fısıldadım kulağına. Başını salladı. Beni götürür müsün dedim. Başını salladı. Birlikte diskonun arka kapısından çıktık. Bir süre yürüdük. Tam ben ne kadar yolumuz kaldı diyecekken. Genç durdu. Eliyle oteli gösterdi. Sonra yanımdan koşar adım ayrıldı. Bu kasabayı sevmeye başladım. Her şey gizemli ne hoştu. Otelden içeriye girdim. Resepsiyonda tatlı bir bayan vardı. Boş oda var mı? Elbette efendim. Aman tanrım insan sesi dedim. İnsan sesine hasret kalacağımı hiç düşünmemiştim.
Birlikte odama doğru yürümeye başladık. Odamı gösterdi. Anahtarımı teslim etti. Sonra o yoluna ben yoluma vaktiydi. İçeriye girdim. Temiz bir odaydı. Bir yatak, klima, televizyon, radyo, temiz bir banyosu vardı. Bir de duvarda antika tablolar. Sanırım duş alma vaktim gelmişti. Ama önce bu tıkırtının kaynağını bulmalıydım. Sanırım oda da fare vardı. Aman ne güzel diye söyleniyorken aslında açık kalan bir pencere olduğunu gördüm. Buna sevinmiştim. Üzerimi değiştirdim. Evet, artık banyoya girme vaktiydi. Banyo gerçekten son günlerde duş alacağım en konforlu banyoydu. Umarım sular kesik değildir. Bu oteller bende paranoyaklık yarattı sanırım. Duş perdesini çektim. Şimdi suyu açma vaktiydi. Su gerçekten harikaydı. Bu duş bana çok iyi geldi. Birde şu dolapta diş macunu ve fırça varsa. Otelden ayrıldığımda hiç yapmadığım bir şeyi yapacaktım. Bahşiş bırakmaktan söz ediyorum. Evet, bu otel bahşişi hak ediyor. Artık uyuma vaktiydi. Ortalık çok sessizdi. Uyandığımda güneş henüz doğmamıştı. Ortam çok karanlıktı. Garip ama gerçekten hiçbir ses duyulmuyordu. Bir telefon etsem iyi olacak. Ahizeyi aldım. Ama sesim çıkmıyordu. Konuşamıyordum. Dudaklarım, ağzım uyuşmuştu. Sol yanımda bir ağrı vardı. Odanın içindeki bu ağır bir kokuda neydi. Yataktan kalktım. Zemin çok kaygandı. Banyoya doğru yürüdüm. Işığı açtım. Tanrım aynadaki yüz benim miydi? Banyonun her yerinde kan vardı. Sanki biri burada cinayet işlemiş gibiydi. Küvet ağzına kadar doldurulmuştu. Birde şu sol yanımdaki acı. Sanırım böbreğim ödünç alınmıştı. Bu otele bundan daha büyük bir bahşiş bırakılamazdı.
|